Yas Süreci: Yaslarımız Parmak İzlerimiz Kadar Kişiseldir

Sizce herkesin üzülme biçimi aynı mıdır? Ya da herkes aynı şekilde mi duygularını yaşar? Sizce herkes yasını aynı şekilde mi tutar? Bu yazıda bu soruları elimden geldiğince açıklamaya çalışacağım. Prof. Dr. Vamık Volkan ve Elizabeth Zitl ‘Kayıptan Sonra Yaşam’ kitabında “Yaslarımız parmak izlerimiz kadar kişiseldir.“ diyerek yas döneminin hepimiz için aslında ne kadar benzersiz olduğunu ele almıştır. Yas süreci boyunca hissettiğimiz bazı duygular benzer ya da ortak olsa da aslında hepimiz bambaşka şekilde yas tutuyoruz. Genel kanının aksine herkes yas döneminde belirli evrelerden sırayla geçmez.

Yas evreleri herkes için aynı mı?

Psikoloji literatürüne şöyle bir göz attığımızda olağan yas dönemini açıklamaya çalışan birçok kuramla karşılaşırız. Bunlardan belki de en bilineni Kübler-Ross’un (1969) Yas Modeli’dir. Bu modele göre yas dönemi 5 evreden oluşur: İnkar ya da şok, pazarlık, öfke, umutsuzluk ya da depresyon, kabullenme. Ancak Kübler-Ross bu modeli açıklarken bu evrelerden herkesin sırayla geçmediğini bu modelin döngüsel bir model olduğunu belirtmiştir. Yine de birçok kişi bu modele dayanarak yas dönemini bu evrelerden sırayla geçilen bir dönem olarak ele almaktadır.

Son yıllarda yapılan araştırmalar yas sürecinin kişiden kişiye farklılaşabilen bir doğası olduğunu ileri sürmektedir. Araştırmalar yas tepkilerinin kaybın nasıl yaşandığına, yas tutan kişinin kişilik özelliklerine, kaybedilen kişiyle olan ilişkiye göre değişebileceğini göstermektedir. Kaybın beklenmedik ve travmatik (cinayet, intihar, terör, afet vb) olduğunda yas belirtilerinin daha yoğun ve uzun süre deneyimlendiği bilinmektedir. Ancak bazı insanların kayıba karşı daha dayanıklı olduğu da araştırmalarca ileri sürülen görüşlerden biridir.

Ortak yas tepkilerimiz neler?

Yas tepkileri her birimiz için parmak izimiz kadar farklı da olsa bazı tepkileri paylaşırız ve ortak olarak deneyimleyebiliriz. Bu tepkileri göstermek normal, doğal ve insanidir. Bu ortak yas tepkilerimiz şunlardır:

Fiziksel Tepkiler

  • Kalp çarpıntısı
  • Boğazın düğümlenmesi
  • Baş dönmesi
  • Baş ağrısı
  • İştah azalması
  • Yorgunluk
  • Uyku düzeninin bozulması
  • Uyuşma

Duygusal Tepkiler

  • Keder
  • Üzüntü
  • Öfke
  • Suçluluk
  • Özlem
  • Boşluk hissi
  • Utanç
  • Hissizlik
  • Korku
  • Kaygı
  • Çaresizlik

Bilişsel Tepkiler

  • Şok
  • İnkar
  • Dikkat ve bellek sorunları
  • Sürekli kaybedilen kişiyi düşünme

Davranışsal Tepkiler

  • Ağlama
  • İçe kapanma
  • Bayılma
  • Öfke patlamaları
  • Günlük hayatta işlevsizlik,
  • Kaybı hatırlatan şeylerden kaçınma

Bu tepkileri her birimiz farklı zamanlarda ve farklı yoğunluklarda yaşayabiliriz. Bu sebeple de bizler yas döneminde olan kişilerin tepkilerini yadırgamaktansa hoş görmeye özen göstermeliyiz. Dolayısıyla her birimiz için oldukça öznel olan bu dönemde hepimizin ihtiyacı olan şey anlayış ve hoşgörüdür. Çünkü acımız ortak olsa da verdiğimiz tepkiler farklı olabilir.

Yas ile devam etmek…

Yas dönemi ile ilgili bir başka yanılgı da olağan yas döneminde kişilerin kaybı unutması gerektiğine dair inançtır. Yas dönemi kaybı unutup hayata devam etmek için yaşadığımız bir dönem değil aksine kaybı hayatımıza entegre ederek birlikte yaşamaya başlama dönemidir. Galiba bu sebeple birçok kişinin sorduğu soru “Yas tutmak ne zaman biter?” oluyor. Ancak bunun tam olarak bir cevabı yoktur. Çünkü Vamık Volkan’ın da söylediği gibi “Geçmiş asla ölü değildir… Hatta geçmiş bile değildir.” Bu alıntıdan da anlaşılacağı üzere yas döneminin hayatımızda var olma amacı kaybı unutturmak değil, kayıp ile birlikte yürümeyi öğretmektir.

Bu yazıya yine Kayıptan Sonra Yaşam’dan bir alıntıyla son vermek istiyorum: “Biz aslında biraz da kaybettiklerimiziz! Yitim hepimizin hayatında var. Bizlere sormadan öykümüzün bir köşesinden giren davetsiz bir misafir gibi. Hem de kapıyı çalmadan.”

Kaynaklar
kayıp, olağan yas, ölüm, yas, yas dönemi