Modern yaşamın hızında çoğu zaman bedenimizin sinyallerini susturuyor, zihnimizin yorgunluğunu normalleştiriyor ve “iyi olmak” kavramını yalnızca hastalıkların yokluğuna indiriyoruz. Oysa binlerce yıl öncesinden bugüne ulaşan Ayurveda, sağlığı çok daha geniş, derin ve ilişkisel bir yerden tanımlar. Doğayla kurduğumuz bağdan duygusal dengemize, beslenme alışkanlıklarımızdan içsel ritmimize kadar uzanan bütüncül bir bakış sunar. Ayurveda’nın temel prensiplerini ve sağlığa neden yalnızca bedensel bir durum olarak yaklaşmadığını adım adım keşfetmeye davetlisiniz.
Ayurveda nedir?
Geçmişi 5000 yıl öncesine dayanan ve yaşam (ayur) ve bilgi (veda) anlamına gelen iki kelimenin birleşiminden oluşan kadim yaşam sanatı Ayurveda kökenlerini Hindistan’dan alan en eski doğal tıp sistemlerinden biridir. Ayurveda’ya göre sağlık kavramı bizim bugün anladığımız şekliyle bir hastalığımızın olmadığı durumlardan çok daha fazlasını ifade eder.
En eski Ayurveda metinlerinde yer aldığı şekliyle sağlık, zihin-beden-ruh bütünlüğünün içsel olarak sağlanması ve bu bütünlüğün yaşadığımız çevreden gelen dışsal faktörlerle uyumlanması ile elde edildiği dinamik bir süreçtir.
Beş element teorisi ve Vata, Pitta, Kapha
Ayurveda’nın en temel yaklaşımlarından biri olan beş element teorisine göre organik ve inorganik (canlı ve cansız) tüm maddeler hava, toprak, ateş, su ve boşluk olmak üzere beş elementten oluşur. Elbette doğanın birer parçası olan bizlerde de bu beş element bulunmaktadır. Bu beş element her yerde, her şeyde ve her birimizde farklı oranlarda bir araya gelerek 3 temel enerjiye dönüşür: Vata, Pitta ve Kapha. Hava ve boşluk elementleri Vata’yı, ateş ve su elementleri Pitta’yı, toprak ve su elementleri ise ve Kapha’yı oluşturur.
Dosha olarak adlandırılan bu üç enerji kuvveti her bir hücremiz, dokumuz ve organımızda bulunmaktadır. Fiziksel ve psikolojik beden işleyişimizin yönetilmesinden sorumlu olan bu üç dosha yemek seçimlerimizden insanlarla ilişki kurma biçimlerimize kadar birçok bireysel farklılık ve tercihimizin de sorumlusudur.
Ayurveda’nın Batı’ya taşınmasına büyük katkıları olan Ayurvedik Tıp Doktoru Dr. Vasant Lad’a göre herkesin bir parmak izi olduğu gibi, her bireyin kendine özgü enerjitik bir izi de bulunmaktadır. Ayurveda’ya göre bizleri ‘biricik ve eşsiz’ kılan da bu enerji kuvvetlerinin her birimizde bulunan farklı oranlarıdır.
Ayurveda’ya göre sağlık anlayışı
Yaprakların sararıp dökülmeye başladığı ve kışın başladığı bu günlerde, Ayurveda’nın hastalıkların önlenmesi ve bütünsel sağlık halinin korunması konusundaki yaklaşımını anlamak için gelin biz de kendimizi doğada hayal edelim. Maalesef amacımız sararan yaprakların düşüşünü izleyerek romantik anlar geçirmek değil. Biz yabani otların büyüdüğü bir bahçedeyiz ve görevimiz otların büyüyüp yayılmasını engelleyerek bahçemizi temiz tutmak. Neler yapabiliriz? Mesela düştükleri yerden yeni otlar çıkmasına neden olan minik ot yapraklarını sürekli toplayabiliriz? Ama bol bol söyleneceğimiz ve çok yorulacağımız kesin. Belki her büyüdüklerinde otları kesebiliriz? Bu durumda da kökleri hala orada olacağı için yeniden çıkacaklar! Peki daha en baştan, toprağımızı bu otların büyüyemeye imkan bulamayacağı hale getirecek önlemler alsak? Galiba en etkili yöntem bu olacaktır, değil mi? İşte bu örnek, Ayurveda’nın bütünsel sağlığın korunması ve hastalıkların önlemesi konusundaki prensibini özetlemektedir.
Ayurveda’ya göre sağlık, doshaların dengede olmasına bağlıdır. İçsel doğamız sürekli olarak dışsal doğa ile bir etkileşim halinde olup, bizi etkileyen faktörler ve üzerimizde yarattığı etkiler arasında direk bir bağlantı bulunmaktadır. İçsel ve dışsal doğa birbiriyle uyumluyken denge, yani sağlık durumu sağlanır. Uyum ortadan kaybolduğunda ise dengesizlik, yani hastalık ortaya çıkar. O nedenle, Ayurveda’ya göre dengeli ve mutlu bir yaşam, kişinin doğa ile uyumlu biçimde kendi mizacını dikkate alarak yaptığı seçimler ile elde edilir ve sürdürülür.
Ayurvedaya göre sağlık üzerinde etkili olan en önemli etmenler beslenme, egzersiz, yaş, mevsimler, zihinsel ve duygusal faktörler, duyuların yanlış ve fazla kullanımı ve kendi içsel bilgemize bilerek veya bilmeyerek yaptığımız ihanetlerdir.
Yeniden buluşmak üzere! O zamana kadar içimizdeki bilgeyi mutlu etmek için en azından düşen yaprakları izlemeyi ihmal etmeyelim!












