Mutluluk duygusu tamamen elektrik ve kimyayla mı bağlantılı? Dopamin, serotonin, oksitosin, endorfin… Bunlar ruhumuzun değil, beynimizin kodlama dili. Loretta G. Breuning “Mutlu Beyin” kitabında mutluluğu gizemli bir duygu olmaktan çıkarıp biyolojik bir sistem olarak açıklıyor. Kitap, salgıladığımız kimyasalların aslında birer hayatta kalma sinyali olduğunu, düşünce ve davranışlarımızdaki rolünü açıklıyor. Mutlu Beyin kitabı modern dünyadaki ruhsal iniş çıkışlarımızı ve alışkanlık döngülerimizi anlamak için sade ama güçlü bir rehber sunuyor.
Beyin kimyasalları hayatımızı nasıl yönetiyor?
Korkunç hızlı modern bir çağda yaşıyoruz, yaşam bizi hep bir yerlere koşturmaya, aynı anda pek çok şeyle ilgilenmeye itiyor. Bunu yaparken de sosyal medya gibi pek çok dışsal uyarıcıyla azalan dikkatimiz bölünüyor. Tam da bu nedenle, bu ay Mutlu Beyin kitabını seçtik. Beynimizi ve hormonlarımızı temel düzeyde anlamamız bize duygusal döngülerimizi ve davranışlarımızı daha kolay yönetmemizi sağlayacaktır.
Düşünün, aramanıza ya da mesajınıza geç dönüldüğünde bile içimizden yükselen kaygı ya da bir grup içinde kabul gördüğümüzde hissettiğimiz sıcaklık… Bunların hepsi dopamin, serotonin, oksitosin ve endorfin gibi kimyasalların, atalarımızdan miras kalmış hayatta kalma programlarımızı hâlâ çalıştırmasından kaynaklanıyor. Yani biz bugünün insanlarıyız ama beynimiz hâlâ atalarımızın dünyasına göre çalışıyor. Bu nedenle gündelik hayatımızdaki küçücük şeyler; örneğin bir mesaj beklemek, biri tarafından onaylanmak, bir grubun parçası olmak, mağazada indirime denk gelmek, düşündüğümüzden çok daha derin biyolojik zincirleri tetikliyor aslında.
Aynı şekilde yeni bir alışkanlık kazanmanın bu denli zor olması da bu mirasın sonucu. Hiç düşündünüz mü; yeni bir alışkanlık kazanmak neden iyi hissettirmez? Breuning bu soruya şu cevabı veriyor: “Çünkü eski alışkanlıklar beynimizin anayolları gibi. Yeni davranışları işleme sokmak zor, çünkü onlar nöron ormanındaki dar patikalar. Beyin için bilinmeyen yollar tehlikeli ve yorucu, bu yüzden de genelde bildiğimiz yollardan gideriz. Toksik döngüleri kırmak hem fiziksel hem kimyasal olarak rahatsız eder. Beyin yeni yolu güvenli bulana kadar eski devreleri dayatır.”
Suçlama yok, biyolojik açıklık var.
Kendinizi iyi hissettiğinizde beyniniz dopamin, serotonin, oksitosin ya da endorfin salgılar. Bu şahane duyguların daha fazlasını istersiniz, çünkü beyniniz onları aramak üzere tasarlanmıştır. Fakat her zaman bulamazsınız, bu da oldukça doğal. Beynimiz gıda, güvenlik ya da sosyalleşme gibi yaşamsal bir ihtiyacı karşılayıncaya kadar bizi mutlu edecek bir kimyasal salgılamaz. Bu yüzden inişler ve çıkışlar hissedersiniz. Doğamızın işleyişi böyle!
Kitabın en etkileyici yanı, kötü alışkanlıkların da aynı sistemin yan ürünü olduğunu göstermesi. Mutluluk kimyasalı düştüğünde beyin alarma geçiyor ve geçmişte işe yarayan en hızlı yolu çalıştırıyor: şeker, telefon, alışveriş, sosyal medya, hatta toksik ilişkiler… Suçlama yok; biyolojik açıklık var. Bu farkındalık, kendimizle ilişkimizi daha nazik, daha gerçekçi ve daha bilinçli bir zemine çekiyor.
Peki mutlu beyin için ne yapmalı?
Yazarın önerisi basit ama etkili: Kısır döngüyü bir anda hiçbir şey yapmayarak durdurmak. Eski alışkanlığa gitmeden o hisse birkaç dakika dayanmak beyninize “bundan kaçmadan da hayatta kalabiliyorum” mesajı veriyor. Yeni bir nörokimyasal alışkanlık da böyle başlıyor. İşte Breuning’den diğer kısa, net ve uygulanabilir öneriler:
- 45 gün kuralı: Bir davranışı 45 gün tekrar et; kaçırırsan başa dön. Beyin yeni yolu böyle açar.
- Ayna stratejisi: Sahip olmak istediğin alışkanlığa sahip insanları izle; nöronların onları taklit eder.
- Ekleme yöntemi: Sıfırdan başlama; var olan güçlü bir alışkanlığın üzerine yenisini ekle böylesi daha sürdürülebilir.
- Parçalara bölün: Zor işleri minik adımlara ayırmalıyız; beyin “bir sonraki küçük parça”yı daha kolay kabul eder. Ayrıca multi task için yaratılmadık odağınızı tek bir şeye vermeye çalışın. Çünkü dikkat, beynin hayatta kalma araçlarından biridir ve dikkatinizi neye ne kadar verdiğiniz nasıl biri olacağınızı şekillendirir.
- Eğlence katın: Davranışı eğlenceli yap; eğlence dopamini açar ve alışkanlığı sürdürülebilir kılar.
- Planlayın: İhtiyaç duymadan önce yeni devreyi planla; kortizolü düşürür, alışkanlığı kolaylaştırır.
- Kontrolü bırakma egzersizi: Her gün 5–10 dakika kontrol etme isteğini bırak; beyin kontrolde olmadan da güvende olmayı öğrensin.
- Dengeyi görün: Her seçenek bir ödün içerir. “Tek doğru yok, benim en iyi ödünüm var” bakışı stresi azaltır.
Breuning, yaklaşık 45 gün boyunca küçük ama kararlı tekrarlarla yeni sinir yolları inşa edebileceğimizi, yani kimyasal döngülerimizi yavaş yavaş yeniden eğitebileceğimizi savunuyor. Kendimizi, iniş çıkışlarımızı, “neden yine aynı döngüye düştüm?” anlarını sadece karakter meselesi değil, biyolojik bir süreç olarak görmeyi öğretiyor.
Breuning’in önerdiği dopamin alışkanlıkları
- Yeni bir hedef için adımları küçültün.
- Tatsız bir işi bölerek yapmayı deneyin. (On dakikalık parçalar halinde dolapları toplamak gibi)
- Bağ kuran ritüelleri çoğaltın.
- Bedeni harekete geçirin.
- Minik kutlama anları yaratın.
- Çıtayı yükseltin. İyi hisler mücadele ettiğiniz şeyle ilgili doğru yerde olduğunuzda gelir. Eğer basket potası aşağıdaysa basket atmaktan memnun olmazsınız.
Breuning’in önerdiği endorfin alışkanlıkları
- Bol bol gülün.
- Duygularınızı serbest bırakın. İçinizden geliyorsa ağlayın; ağlarken endorfin salgılarız.
- Egzersiz rutininizi çeşitlendirin.
- Vücudunuzu esnetin ve masaj yaptırın.
- Kontrol edemediğiniz şeylerle barışın.
Kısacası, mutluluk kalıcı bir zirve değil; dalgalı ama yönetilebilir bir ritim. “Mutlu Beyin”, bu ritmi tanımak ve kendine daha iyi bir iç düzen kurmak isteyen herkes için güçlü ve anlaşılır bir rehber.
Bir an durup kendinize şunu sorun “Kötü hissettiğimde otomatik olarak yaptığım üç şey ne?” Bu soruya vereceğiniz dürüst bir cevap bile limbik sisteminin nasıl çalıştığına dair ilk işareti verir. Mutluluk ve mutsuzluğa dair ilk deneyimlerinizi yazın ve oluşturduğunuz devreleri fark edin. Ya da şöyle bir farkındalık yaratın kendinizde: “Beni kısa süreli rahatlatan ama uzun vadede yoran alışkanlık hangisi?” Bu soruyu duymak bazen davranışı değiştirmekten daha güçlendiricidir. Çünkü beyin, fark edildiği anda dönüşmeye başlar. Kitap tam da bunu hedefliyor: küçük, sade, uygulanabilir farkındalıklarla içimizdeki memeliyi yeniden eğitmek. Kendinize bu mikro soruları yöneltmek bile kimyasal döngülerinizin iplerini yavaş yavaş elinize aldığınızı hissettiriyor. Ve belki de en değerli değişim, tam burada başlıyor.
KİK Kitap Kulübü’nde her ay seçilen bir kitabı birlikte okuyor ve ardından gerçekleştirdiğimiz online buluşmada kitapta geçen temalar, karakterler, duygular ve kendi hayatlarımızla kurduğumuz bağlar üzerine konuşuyoruz. Bize katılmak için buraya tıklayın!











