Barbie Akımının Beden Algısı Üzerindeki Etkileri

barbie filmi

Başrollerini Margot Robbie ile Ryan Gosling’in paylaştığı ve Greta Gerwig tarafından yönetilen Barbie filminin vizyona girmesi ile her yaştan insan merak konusu olan bu yapımı izlemek için sinema salonlarına akın etti. Güçlü pazarlama stratejileriyle son günlerde baktığımız her yeri pembe görüyoruz. Peki ya Barbie’nin yıllardır bize dayattığı beden algısı bizi nasıl değiştirmiş? Bu yazıda bunu inceleyelim.

Barbie markası nasıl piyasaya çıktı?

Ruth Handler, kızı Barbara’yı kâğıt bebekleri ile oynarken izlediğinde, kızının onları birer çocuk gibi değil de, birer yetişkin gibi konuşturmasını gözlemler. Bunun sonucunda, sektörde yetişkin görünümlü bir bebek olmadığını, böyle bir eksikliğin doldurulması gerektiğini fark eder. Ancak bu fikri önce kabul ettiremez. Handler, tatil için gittiği İsviçre’de, Reinhard Beuthien’in Bild Zeitung gazetesi için çizdiği çizgi roman karakterinden yola çıkılarak üretilen Bild Lili adlı bebeği görür ve bu örnek bebekle geri döndüğünde fikrini Mattel’e kabul ettirebilir. 1959 yılına gelindiğinde Jack Ryan’ın tasarımını geliştirdiği ilk Barbie üretilir (Campbell, 2019). Barbie’den birkaç yıl sonra ise bu kez erkek Barbie’nin erkek arkadaşı Ken piyasaya sürülür. Handler’in diğer çocuğunun adı Kenneth’di.

Zamanla ünlülerin Barbie versiyonları üretilmeye başlandı, moda tasarımcıları farklı Barbieler tasarladı. Bu bebekler birçok sanat eserine dahi ilham kaynağı oldu. İlk üretiminden günümüze Barbie bebekler değişmiş, dönüşmüş ve farklılaşmıştır.

ABD’de, yetişkin vücuduna sahip ilk oyuncak bebek: Barbie ve Margot Robbie

Barbie’nin yıllar içindeki değişimi

  • 1959 yılında reklamlar Barbie’yi minyon, güzel, iyi, tatlı ve gerçek olarak tanımlandı.
  • 1967 yılındaki reklam onu ‘Superstar Barbie’ olarak sundu. Bu reklamdaki sıfatlar genişledi, Barbie, yeni, farklı, modern olarak tanıtıldı.
  • 1976 yılındaki reklam ise onu yeni, uzun, değişken ve güzel olarak sundu.
  • 1985 yılından itibaren Barbie’nin yeni, sihirli, olağanüstü gibi sıfatlar ile tanımlandığı ve Barbie’nin sihirli dünyasının bu şekilde sunulduğu görüldü.
  • 2021 yılına ait Barbie reklamları Barbie’nin kendisini, eşyalarını, giysilerini, arkadaşlarını, evini, karavanını, bisikletini bir bütün halinde tanıtarak bir yaşam tarzı da sunmaya başladı. Ancak Barbie artık zarif, şımarık, şuh, parlak, gösterişli gibi sıfatlarla da tanımlandı. Bütün bu tanımlar ile Barbie’nin değişen bedeni ve yaşamına da vurgu yapılır hale geldi.

Barbie markasının beden algısı üzerindeki psikolojik etkileri

Barbie’nin beden tasarımının modern öznenin bedeni olarak tasarlandığı ve zamanla popüler bir ikona dönüştüğü söylenebilir. Bu hali ile kapitalizmin amaçlarına hizmet eden bir güzellik temsili olarak Barbie bebekler, daha bebeklikten itibaren modern özneye, nasıl bedenlere sahip olmaları gerektiğini gösterir. Baudrillard, ‘Tüketim Toplumu’ adlı kitabında “Tüketilen şeyler arasında diğer nesnelerden daha güzel, daha kıymetli, daha eşsiz -tüm nesneleri özetlemesine rağmen otomobilden bile daha fazla yan anlamla yüklü- bir nesne vardır: Bu nesne bedendir.” demektedir.

Barbie’nin bedeni nasıldı?

Gerçek bir insan olsaydı Barbie’nin 100-53-84 beden ölçülerinde olması gerekirken, Barbie’nin başı bir insanın başından üç kat büyüklükte, boynu ise iki kat uzunluktadır. Diğer yandan Barbie’nin yemek ve nefes borusundan sadece birisine yetecek alan bedeninde bulunmaktadır. Bu hali ile Barbie’nin bedenine sahip olmak, bir anlamda imkansızı istemekle eşdeğerdir.

Kapitalizm bir yandan bedeni özne olarak değerli kılarken diğer yandan itaatkâr özneler ile onu kendi kontrolü altına alır. Bu anlamda, Barbie bebek gibi olmak, Barbie’nin 1959 yılındaki reklamlardaki ifadesi gibi “güzel ve gerçek” olmakla başlayıp, yıllar içerisinde “pırıltılı saçlara sahip olmak”, “rüya eve sahip olmak”, “sihir dolu anlar yaşamak” gibi ifadelerle hem bedeni hem de yaşam tarzını tanımlamaya devam eder.

Çocukların rol model aldıkları bu ikon, zaman içerisinde sunduğu tek tip güzel kadın modeli dolayısıyla eleştirilmeye başlandı. Bir araştırma, Barbie bebeklere maruz kalan 5-8 yaş arası çocukların vücut saygısının daha düşük olduğu ve zayıf bedenleri ideal beden olarak yorumladığını, dolayısıyla bu oyuncakların çocukların beden algısı ile ilişkili olduğunu ortaya koydu. (Dittmar, Halliwell ve Ive, 2009) Birçok genç kız, Barbie bebek gibi görünmeyi istemekte ve bu standartları karşılamadıkları için kendilerini yetersiz hissetmektedir.

Bunun üzerine ise Barbie çeşitlendirmesi ve fiziksel değişimlerle çeşitlilik, farklılık, dayanışma gibi ifadeler ön plana çıktı. Bugün ise Barbie dört farklı bedende, yedi ten renginde, 22 farklı göz rengi ve 24 saç stiliyle tüketiciye ulaşıyor. Tekerlekli sandalyeli, down sendromlu, duyma cihazı olan Barbie’ler tasarlandı. İlham veren hikayeleri olan kadınların Barbie’leri yapıldı.

Barbie filmi, yıllar içinde yarattığı mükemmeliyetçi algıyı değiştirmeyi mi amaçladı?

Ne mutlu ki şimdiki çocukların veya gençlerin bu durumdan negatif olarak etkilenmemesi adına, bu filmde Barbie’nin çeşitli versiyonları gösterilmiş ve toplumsal cinsiyetçilik bir yana, kadının toplumdaki gücü ile Barbie daha sağlıklı bir hale gelmiş. Ancak filmde ana karakter olan Barbie’nin (Margot Robbie) zayıf, beyaz tenli, sarışın, kusursuz görünen bir Barbie olması hala tartışma konusu.

Sonuç olarak; bizler büyürken bize dayatılan tek beden algısı dolayısı ile bilinçaltımız hala o bedene sahip olmak istiyor. Fakat bunun gerçek olmayacağını zamanla anlıyoruz. Kendi bedenlerimizin ne kadar güçlü ve kuvvetli olduğu bir gerçek. Buna odaklanmalı ve kendi bedenimizin en “sağlıklı” haline bürünmeliyiz.

barbie, barbie filmi, beden algısı
Kaynaklar

    1. Campbell Maude, “Barbie’nin Tasarımcısı Füze Yapmaya Başladı”, Popular Mechanics, (2019):
      https://www.popularmechanics.com/culture/a26144149/missile-designer-barbie-inventor-jackryan/. 12 Nisan 2022.

    1. Günay Yavuz, U. & Taylan Erdemli, S. (2022). YILLAR İÇİNDE DEĞİŞEN BARBİE VE BU DEĞİŞİMİN BARBİE INSTAGRAM HESABI PAYLAŞIMLARINA YANSIMASI . Uluslararası Disiplinlerarası ve Kültürlerarası Sanat , 7 (15) , 126-144 . Retrieved from https://dergipark.org.tr/en/pub/ijiia/issue/75684/124442