İlişkide duygularınıza güvenemediğiniz, sürekli kendinizi sorguladığınız ya da “Acaba sorun bende mi?” diye düşündüğünüz anlar yaşıyorsanız, bunun adı çoğu zaman tesadüf değildir: Gaslighting. Son yıllarda ilişkiler üzerine yapılan araştırmalar, bu manipülatif davranış biçiminin bireyin özgüvenini, gerçeklik algısını ve karar verme becerisini derinden zedelediğini gösteriyor. Çoğu kişi gaslighting’e maruz kaldığını geç fark eder; çünkü süreç yavaş, ince ve fark edilmesi güç adımlarla ilerler. Gaslighting’in ne olduğunu, ilişkilerde nasıl göründüğünü ve kendinizi bu psikolojik manipülasyondan nasıl koruyabileceğinizi ele alıyoruz.
Gaslighting nedir?
İlişkilerinde sıkça rastlanan, bir tarafın diğer tarafa uyguladığı psikolojik şiddeti tarif eden bir terim: Gaslighting. Bu terimin meşhur hikayesi ise şöyle: Jack, her gece evdeki gaz lambasını bir önceki güne göre giderek daha fazla kısar. Karısı Bella ışığı onun kıstığını bilmez ve devamlı kocasına sorar: “Gaz lambası giderek daha mı az ışık veriyor?” Jack ona sinirlenir, “Sana öyle geliyor” der. Bella ne olduğunu anlayamaz. Işığın her gün biraz daha azaldığından neredeyse emindir ama kocasının tepkisi yüzünden bir şekilde ışığın azalmadığına inanır. Kendisinden şüphe duymaya başlar… Jack’in uyguladığı bu yöntem, Gaslight isimli bir tiyatro oyununa, oradan da bir filme aktarılır. Ve nihayetinde psikiyatride bir terime evrilir.
Gaslighting ile kişi, karşısındakini çeşitli hileli tavırlar ve ithamlarla güçsüz, muhtaç, sorunlu ve hatalı olduğuna inandırır, onu bu yöntemle yönetir, özgüvenini zedeler ve kendine bağımlı hale getirir. Aynı zamanda egemen ve mağdur ilişkisinin tanımı olmakla birlikte, bir duygusal istismar türüdür. Çoğunlukla romantik ilişkilerde ortaya çıkan bu yöntemde gaslight uygulayan kişi arkadaşlarını ve aile üyelerini hatta iş arkadaşlarını da manipüle etmektedir.
Gaslighting özelliği taşıyan kişileri nasıl tanırız?
- Usta yalancıdırlar: Bu kişiler, patolojik yalancı ve narsist kişilik yapısına sahiptirler. Açıkça yalan söylerler ve siz bu yalanlarını kanıtladığınızda ise savunmaları “sana öyle geliyor”, “uyduruyorsun”, “söylediklerin gerçek dışı” şeklindedir.
- Dedikoducudurlar: Başkalarına sizin hakkınızda gerçek olmayan şeyler söylerler. Bunları söylerken de sanki sizin tarafınızdaymış gibi davranırlar. Bununla birlikte, usta bir yalancı olduklarından dolayı kendi düşüncelerini başkalarının sizinle ilgili düşünceleri gibi aktarabilirler. Aslında insanlar sizin hakkınızda kötü sözler söylememiş olabilirler.
- Dikkat dağıtıcıdırlar: Bir soru sorduğunuzda ya da bir açıklama istediğinizde konuyu başka yerlere getirerek dikkatinizi dağıtmakta oldukça başarılıdırlar.
- Duygularınızı değersizleştirirler: Sizi değersiz göstererek buna inanmanızı sağlarlar. Siz kendinizi değersiz hissettiğinizde duygularınız da değersizleşir ve sizin üzerinizde güç kazanmış olurlar. “Aşırı tepkilisin”, “sakin ol” şeklinde geribildirim yaparak sizi, duygularınızı sorgulamaya iterler.
- Özneyi değiştirirler: Her tartışma bir şekilde sizin suçlanacağınız şekilde sonuçlanır. Verdiğiniz tepkilere istinaden sizi, hatalı olanın siz olduğuna inandırırlar.
- Kibar ve sevgi dolu sözcükleri kullanırlar: Hareketleri sorgulandığında ya da bu konu hakkında konuşulmak istendiğinde “Sana zarar verebilir miyim hiç? Seni ne kadar sevdiğimi biliyorsun.” şeklinde sözlerle sizi yumuşatmaya çalışırlar. Bu sözler ilk başka hoşa gitse de mevcut davranışlar devam ettiğinde bu sözlerin bir anlamı olmamaktadır.
Gaslighting’e maruz kaldığınızı nasıl anlarsınız?
Gaslighting’e maruz kaldığınızı anlamanın en belirgin yolu, kendi duygularınızın gerçekliğinden şüphe duymaya başlamanızdır. Normalde net bir şekilde hissettiğiniz bir duyguyu bile “Acaba abartıyor muyum?” diye sorgular hale gelirsiniz. Zamanla aldığınız kararlar bulanıklaşır, neyin doğru neyin yanlış olduğunu kestiremez olursunuz ve kendi iç sesinizle bağınız zayıflar.
Bu süreç ilerledikçe kendinizi güvende hissetmeme hali ortaya çıkar. Yanınızda olması gereken kişinin varlığı bile içinize huzur değil bir tedirginlik bırakır. Kendinizi yalnız, anlaşılmamış ya da sürekli hata yapıyormuş gibi hissedebilirsiniz. Özellikle de sürekli özür dileyen taraf olmanız, ilişkideki eşitsizliğin görünmez ama güçlü bir göstergesidir.
Bir diğer işaret ise içsel bir eksiklik duygusunun kök salmasıdır. Kendinizi yetersiz görmeye başlar, en ufak bir eleştiriyi bile büyük bir kusur gibi algılayabilirsiniz. Bu duygular zamanla ruhsal ve zihinsel bir karmaşaya dönüşür; karar almak güçleşir, içinizde sürekli kötü bir şey olacakmış hissi dolaşır.
Tüm bu tabloyu bir arada düşündüğünüzde, “Ben nereye kayboluyorum?” sorusu sessizce belirir. Eğer ilişkide sık sık kafanız karışıyor, seçim yaparken kendinize güvenemiyor ve duygularınızı giderek daha az ciddiye alıyorsanız, gaslighting’e maruz kalıyor olabilirsiniz. Bu fark ediş, yaşadığınızın adını koymak ve kendinizi korumak için önemli bir başlangıçtır.
Kendinizi gaslighting’den nasıl koruyabilirsiniz?
- Gaslighting’e uğradığınızı düşünüyorsanız kanıtlarınızı saklayın. Bir günlük tutabilirsiniz. Mesajları saklayabilirsiniz. Bu sayede kendinizi sürekli sürekli sorgulamamanız gerektiğini hatırlarsınız.
- İlişkinizdeki sınırlarınızı çizin.
- Aileniz ya da yakın bir arkadaşınızıla yaşadıklarınızı paylaşarak farklı bir bakış açısı edinebilirsiniz.
- Zor olsa da, sizi kendinizle çelişkiye düşüren kişi ile ilişkinizi sonlandırmak, istismarı sona erdirmenin en etkili yoludur.
- Gaslighting yaşadığınıza dair şüpheleriniz var ise durum hakkında profesyonel destek almanız, bilgi edinmeniz, içinde bulunduğunuz durumla başa çıkmanıza ve yeni stratejiler belirlemenize fayda sağlayacaktır.












