Sırtımızdaki Yük: Yetişkin Çocuk Olmak

yere bakan kadın

“Yaşına göre ne kadar olgunsun.” cümlesi çoğu zaman iltifat gibi gelir. Bunun bir başarı olduğunu düşünür ve gururlanırız. Peki gerçekten durum dışarıdan göründüğü gibi midir? Yaşına göre olgun olmak veya yaşının insanı olmamak gerçekten de iyi bir şey midir? Yetişkin olmak zorunda kalan bir çocuk büyüdüğünde ne gibi hasarlarla yola devam ediyor?

Bir çocuğun görevi nedir sizce? Oyun oynamak, parka gitmek, hata yapmak, düşmek… Aslında sadece ‘çocuk olmak’. Peki bir çocuğun görevi ne değildir sizce?

  • Anne ve babasının arasında hakem olmak
  • Ebeveynlerinin kişisel problemlerine ortak olmak
  • Evdeki kaosu kendi yöntemleriyle çözmeye çalışmak
  • Anne veya babanın sırdaşı olmak
  • Anne veya babasının öfkesini dindirmek

Çocukluk döneminde yetişkin rolü üstlenenler, yetişkinlik döneminde neler yaşıyor?

Çocukluk dönemindeyken, taşıyamayacağımız yükleri sırtlanmayı, olmadığımız yaşın sorumluluğunu almayı, ortak edildiğimiz problemleri çözmeyi görev edindiğimizde yetişkin bir çocuk oluyoruz. Çünkü içinde kaldığımız kargaşada artık ne tam anlamıyla bir çocuğuz, ne de yaşımızdan ötürü bir yetişkin. 

İkili ilişkilerimizde kurtarıcı rolü üstleniyoruz.

Problem yaşayan birini gördüğümüzde o kişiye duygusal açıdan destek vermek yerine ilk olarak çözümlemeye yönelik bir tutum sergiliyoruz. Karşımızdaki kişi bizden çözüm talebinde bulunmasa bile biz hızla yaşadığı durumdan onu çekip çıkarmak istiyoruz. Bunu çok otomatik yapıyoruz aslında. Çünkü bu görev algısıyla büyüdük. Ancak bazen bireylerin ihtiyacı çözümden çok anlaşılmak veya dinlenmek olabiliyor. 

Her zaman güçlü olmamız gerektiğine inanıyoruz.

Üzülmeye veya olumsuz herhangi bir duyguyu yaşamaya hakkımız yok gibi hissediyoruz. Çocukluk döneminde bu duygularımız yeterince anlaşılmadığı ve bu duygularla nasıl başa çıkacağımızı bilmediğimiz için hep dik durmak zorunda olduğumuzu düşünüyoruz. Ancak her duygumuz eşit derecede normal ve bunlara alan açmamak beraberinde daha büyük sorunlara yol açabiliyor. 

Hata yapmaktan büyük endişe duyuyoruz.

Çünkü dağıldığımızda bizi kimin toparlayacağını bilmiyoruz. Hatalarımızla değil de iyi yanımızla kabul gördüğümüz için sürekli kusursuz olmaya çalışıyoruz. Bugüne kadar herkesi biz toparlarken bizi kim toparlayacak kaygısı yaşıyoruz. Bu da beraberinde hata yapmaktan kaçınmayı getiriyor.

Ne kadar yorucu bir süreç aslında değil mi? Eğer ki siz de benzer bir durum yaşıyorsanız bir uzman desteği almaktan çekinmeyin.

Yaşımızın insanı olmanın özgürleştirici etkisini deneyimleyeceğimiz günlere…

çocukluk travmaları, Psikoloji, yetişkin çocuk
Kaynaklar